3 Ekim 2011 Pazartesi

çok zamanlar

gerçekten çok zaman oldu blog yazmayalı (hatta herhangi bir şey yazmayalı). bu süre içinde birkaç denemem oldu, içleriden bir tanesini bile bir şeye benzetemediğim için ortaya bir yazı çıkmadı(durun, ben bu bahaneyi daha önce kullanmıştım).

bir şeyler yazmaya karar vermeden önce blog'u tekrar okudum; birçok detaya gülümsedim, yazıları yazarkenki ruh halimi hatırlamaya çalıştım. benim gibi, evden çıkarken bile dönüp arkasına en az 3 defa bakan biri için oldukça normal şeyler bunlar. kimi zaman böyle anlar yaratılır, eski resimler incelenir, o günlere ait müzikler playlist'e eklenir, viski bardağa doldurulur ve odanın ışıklandırılması azaltılır. bu gecenin playlist'i şöyle:



"Şarkılarım Senindir" i ilk kez dinlediğim günü hatırladım. çamaşır seriyordum, salonda bilgisayarda rastgele bir playlist yapmıştım, hiç de özel bir an değildi. ancak sonrasında salona gelip ışıkları kapatıp defalarca dinlediğimi hatırlıyorum.

neyse, benim gibi biriyseniz, hele üniversiteden mezun olduktan sonra öğrenci/çalışan kimlik çatışmasını yaşıyorsanız, sürekli geriye dönüp ekstra bir şeyler hatırlamaya çalışıyorsunuz. iki kimliğin de üzerinize oturmadığı bir dönemde, geçmişte kalan günlerin mutlu anlarını hafızalarda canlandırmak için ne varsa deniyorsunuz. mesela az önce msn messenger açmayı bile denedim; tabii ki bir yerden sonra saçmaladığımı fark edip messenger'ı hemen kapattım. yine de bu kimlik çatışmasından kaçmak pek mümkün olmuyor.

perşembenin geleceğini çarşambadan öngörerek, çalışan biri olmanın üzerimde ne tür etkilerinin olacağını öğrencilikten beri düşünüyordum (bkz: bu yazının 2. maddesi). insan, böyle durumlarda kendisinin aslında ne olduğunu, ne olmak istediğini uzun uzadıya sorguluyor. insan; kendi derinliklerinde, "nelere kuvvetle tutunduğunu, aslında hangi değerlere önem verdiğini, neleri gerçekten istediğini (ya da isteyip istemediğini)" bulmaya gayret ediyor. eğer benim gibi biriyseniz yine bir sonuca ulaşamıyorsunuz. bu kez farklı olan, bu tip soruların gerçekten sizi yiyip bitiriyor oluşu. bu iki kimlik arasında git-gel'ler yaşadığım her anda, bu iki kimlikten birinden kurtulmam gerektiği sonucuna varıp gerçekleşmeyecek onlarca senaryo üretiyorum.

umarım bir gün, zamanında "kendini çok kez masaya yatırmış, hala bir nihai sonuca varamamış, sanırım sonuca varmaktan daha çok (üzerinde düşünmek önemli) diyen" biri olarak bu çatışmayı sonlandıracak kadar kendimden emin olabilirim. yoksa çok zor.

4 yorum:

k dedi ki...

yuru be kursat...

k dedi ki...

blogger profilinde hala ogrencisin bu arada

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.