16 Mart 2010 Salı

Ders Çalışmamak İçin Yapılan Anlamlı Hareketler

Aslında ders çalışmıyor, başka türlü bir şey ile uğraşıyordum (staj defteri); ancak bu işten kaçmak için facebook'ta - ekşi sözlük'te falan takılmak, blog blog gezmek derken yolum buraya kadar düştü. Blog yazmaya bu şekilde döndüğüm için kendimden utanmıyor değilim hani; ancak bu aranın neresinden dönsem kardır, sanırım.


Bir şeyler yazma konusunda neden bu kadar isteksiz olduğumu aslında biliyorum; sanırım bu bir alışkanlık meselesi. Blog'u dikkatle okumuş olanlar varsa (böyle bir şeye zaman harcadıkları için kendilerini gerçekten tebrik ediyorum) bu isteksizliğimi 4-5 yazıda bir dile getirdiğimi fark edeceklerdir. Bu uzun arada yaklaşık 9-10 blog denemem oldu; bunların hiçbirini beğenmediğim için bu denemeler gün yüzüne çıkamadı.

Görüşmeyeli neler oldu peki?
  • Artık kullanılamaz hale gelen Acer'ımın yerini bir başka Acer aldı. Kendisi canavar gibi maşallah!
  • Okula veda etmeme bir dönem kaldı; ki bunu bir türlü kabullenemiyorum. Bunun başka bir çözümü olmalı. Bundan 4 ay sonra, yıllık izin hesabı yapan birisine dönüşme ihtimalim aklıma geldikçe şu parça loop'a giriyor zihnimde.
  • Çalıştığım yere olan uzaklığım 1 saatten 7 dakikaya düştü. Hayır, evimi değiştirmedim; hala Ortaköy'deyim.
  • Keşke klarinet alabildiğimi söyleyebilseydim; ancak 5 aydır alamadım. Bi buldurun be!
  • Kings of Convenience ile geç olsa da tanıştım; bereket güç olmadı bu tanışma. Mesela şu, ne güzel şarkıymış!
  • Noktalı virgül kullanmayı hala seviyorum; çünkü cümlelerimi bitiremiyorum.
Her şeyden öte, ilginç bir değişim yaşadım:

Eskiden kendimle ilgili övündüğüm şey, düşündüklerimi anında gerçekleştirebilmemdi. O an ne istiyorsam onu hayata geçirebiliyordum. Başka bir deyişle, hissettiklerimi hayatıma aktarırken bir engelle karşılaşmıyordum. Her şey yeterince basitti. "ben buyum" diyordum kendime.

Zamanla birçok faktör araya girdi; düşündüklerimi uygulayamaz oldum. Düşündüklerimi uygulayamadıkça kendime yasaklar koymaya başladım. Düşündüklerimi filtrelemeye çalıştıkça yaptıklarım azaldı. Yaptıklarımın eksikliklerine baktıkça "ben bunlardan daha fazlayım" dedim; ancak üşenmeye zamanla alışır oldum. Bu süreç blog'a şöyle yansıdı: kendimi, yazmak istediğim çoğu şeyi yazmaktan vazgeçirmek zorunda kaldım. Yapamamak düşüncesi beni yeni bir arayışa yönlendirdi, istediğimi yapabileceğim daha sade bir yer aramaya koyuldum.

Bütün bunlar, beni bir sonraki aşamaya itti: üşengeçliğin cazibesine kapılarak; yapamaz değil, yapmaz oldum. Aklımdaki birçok şeyi yapmamaya başladım. Düşüncelerimi aklımda canlandırmak, düşlerimde uygulamak; onları hayatımda uygulamaya çalışmaktan daha kolay geldi. Bu yüzden, yazmayı istediğim çoğu şeyi yazmaya üşendim. Olması gerekenleri hayatımda değil zihnimde canlandırdım. En sonunda, düşüncelerime bakarak "ben bunlardan daha azım" diyerek yenilgiyi kabullenmek zorunda kaldım.

Yine de kim ne derse desin; düşüncelerimizle değil, yaptıklarımızla var oluyoruz ve bu benim sinirimi bozuyor.

1 yorum:

Emir Bey dedi ki...

Ne kadar da vurucu bir şarkı seçmişsiniz hâlâ her gece bıkmadan dinlediğim müthiş bir albümden hem de, ayrıca kingsofconvenience'a gelince ben de bir şarkı tavsiye edeceğim size, sizde beğenecek gibi bir hava var o şarkıyı.