24 Mayıs 2009 Pazar

Pişti v.2

Geçen sene başıma gelen bir olay, bu sene yine beni boş geçmemiş:

1. OTURUM
TARİH: 30/05/2009 09:00 CUMARTESİ
ADRES: HAMİDİYE İLKÖĞRETİM OKULU HAMİDİYE MH.AKŞEMSETTİN S.KAĞITHANE
SALON NO: 01622
SALON: 3.KAT DERSLİK-6C
SIRA NO: 016
DERSLER: 3155 - İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU
3168 - PAZARLAMA YÖNETİMİ
3169 - MALİYET MUHASEBESİ
3172 - YÖNETİM BİLGİ SİSTEMİ





Course Code   Days & Hours  Final Date     Final Slot  Final Room(s)
CMPE360.01   MMT 122       May 30 2009 1    K.PARK 01



11 Mayıs 2009 Pazartesi

bir yer

Bir yer var mı, yok mu; bilmiyorum.
Benim hissedemediğim kesin.

Duyamıyorum, uyduruyorum. Uydurmak kolaya kaçmak oluyor belki de. Göremiyorum, ama kurguluyorum. Düşlüyorum bir de. Ve biliyorum, ben düşledikçe o yer var olacak.

Düşlemenin güzel bir yanı var: Orada her şey sadeleşmiş durumda; sen neye izin verirsen o var. Rahatsız eden herhangi bir şey oraya dahil değil. Kısacası her şey senin elinde, kendi düşünün yaratıcısı sensin. Sahne de senin; ne istersen yapabilirsin.

İşte bu yüzden, ben düşledikçe var olacak, veya benim onu düşlememden bağımsız var olan o yer önemli.

Görmesem de kurguluyorum, orada her şey çok daha basit; dedim ya, "sadeleştirilmiş", belki başka bir deyişle "arınmış", ya da "netleşmiş", hiç değilse "oturmuş". Dokunamıyor ya da tutamıyorum; ama biliyorum ki orada x = y, bu kadar. Hiç değilse x'leri bir tarafa topladığımda bir sonuç çıkıyor.

Ben düşündükçe var olacak veya benim onu düşlememden bağımsız var olan o yer önemli, çünkü o yerin var olduğunu iki türlü de kabul etmiş oluyorum. Bundan sonra, o yere ulaşma sorumluluğu bana geçiyor.

Aslında görmesem de kurguluyorum, ve hatta kurguladığım şeyin tadını alabiliyorum. Bu da aslında o şeyi hissedebildiğim anlamına geliyor. Demek ki o yer var.

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Yıllık Yazısı Generator

Şu dünyada "olsa da yesek" diyebileceğimiz birçok şey içinde benim en çok aradığım şeydir bu. Tahmin ediyorum sadece beni değil, birçok kişiyi de mutlu eder böyle bir aparat. Düşünsenize sizden yıllık yazısı isteyen nice samimi arkadaşınız için ne kadar kıvrandığınızı; bilmemkaç yıllık tanışıklığı, "evet ben seni pek bir iyi tanıyorum, küçüklüğünü de haylazlıklarını da bilirim kerata, keh keh keh" havalarında bir yazıyla taçlandırma uğraşlarınızı vs... Sizce de lazım değil mi böyle bir araç?

Çorbada bizim de tuzumuz bulunsun o zaman. Gelin bu aparatı modelleyelim, bunu günün birinde yapabilecek birisine katkımız olsun:

Menü:
Lütfen hangi tür yıllığa yazacağınızı seçiniz:
1- İlköğretim Yıllığı
2- Lise Yıllığı
3- Üniversite Yıllığı

Lütfen cinsiyetinizi belirtiniz:
1- Erkek
2- Kadın

Lütfen yazı yazacağınız kişinin cinsiyetini belirtiniz:
1- Erkek
2- Kadın


Lütfen yazı yazacağınız kişinin adını belirtiniz:
..........


Lütfen yazı yazacağınız kişiyle olan samimiyetinizi belirtiniz:
1- Kankam o, cnm o bnm :))))
2- İçtiğimiz bira ayrı gitmez.
3- Orta halli
4- Bir platoniklik sözkonusu
5- "Yıllık yazısı yaz" diye başımın etini yemese yazmazdım.
6- Psikopatım ben, tüm dünyaya yıllık yazısı yazıcam.

"Yıllık yazısı yazmaktan nefret ederim / yıllık yazısı yazmayı beceremem" seçeneği eklensin mi?
1- Evet, aynı ben.
2- Gerek Yok

Yazı aşağıdadır:
"Neşesine kurban olduğum .........., umarım yüzündeki o gülümseme hiç azalmaz. Hatırlar mısın hani, ......"

1 Mayıs 2009 Cuma

Bilgisayarın kekeme olması,

sahibine terbiyesizliğin dik alasını yapmasıdır.

benim cefakar acer'imden böyle şeyler beklemezdim; ama bir süredir şaşırtıyor beni. önce kanser oldu, ekranı gözlerimin önünde gün be gün eridi; ekran nakli yaptırmak zorunda kaldım (öeehh!); haliyle tuzlu oldu. adaptörü en amansız teknoloji hastalığı temassızlık'a yakalandı, onu da değiştirdik.

şimdi de karşıma geçmiş (utanması yok - benden sana selam olsun Tarkan) kekeliyor resmen; bir mp3 dinleyemez, bir film/dizi izleyemez, facebook'ta komik olduğu iddiasıyla post'lanan videolara gülemez oldum. muhtemelen hard diskinde bir sorun var; ki bir laptop'un hard diskinde sorun olması tuzlu bir derman müjdeleyen bir durumdur.

neyse, konu aslında bilgisayarımın kekeme olması değildi. bilgisayarım kekemeleştikçe ben de teac marka mp3 player'ımdan müzik dinler oldum. hatta ev arkadaşım subutay'ın polen marka hoparlörleri ile çok uyumlu oldu çinli teac'ım. mp3 player'ımda en çok neleri dinlediğimi düşününce şöyle bir sonuçla karşılaştım:

Albümler:
  • Dave Matthews Band - Crash (özellikle #41) , Before These Crowded Streets (özellikle Crush)
  • Bülent Ortaçgil - Benimle Oynar Mısın (özellikle'si yok, her şarkısı ayrı güzel)
  • Diana Krall - Live in Paris (takılın kafanıza göre)
Fark ettiğiniz üzere alabildiğine demode bir insanım; yenilik namına hiçbir şey mevcut değil. Ama siz yukarıdaki albümleri bir ihtimal dinlemediyseniz bir zahmet açın dinleyin.