11 Mayıs 2009 Pazartesi

bir yer

Bir yer var mı, yok mu; bilmiyorum.
Benim hissedemediğim kesin.

Duyamıyorum, uyduruyorum. Uydurmak kolaya kaçmak oluyor belki de. Göremiyorum, ama kurguluyorum. Düşlüyorum bir de. Ve biliyorum, ben düşledikçe o yer var olacak.

Düşlemenin güzel bir yanı var: Orada her şey sadeleşmiş durumda; sen neye izin verirsen o var. Rahatsız eden herhangi bir şey oraya dahil değil. Kısacası her şey senin elinde, kendi düşünün yaratıcısı sensin. Sahne de senin; ne istersen yapabilirsin.

İşte bu yüzden, ben düşledikçe var olacak, veya benim onu düşlememden bağımsız var olan o yer önemli.

Görmesem de kurguluyorum, orada her şey çok daha basit; dedim ya, "sadeleştirilmiş", belki başka bir deyişle "arınmış", ya da "netleşmiş", hiç değilse "oturmuş". Dokunamıyor ya da tutamıyorum; ama biliyorum ki orada x = y, bu kadar. Hiç değilse x'leri bir tarafa topladığımda bir sonuç çıkıyor.

Ben düşündükçe var olacak veya benim onu düşlememden bağımsız var olan o yer önemli, çünkü o yerin var olduğunu iki türlü de kabul etmiş oluyorum. Bundan sonra, o yere ulaşma sorumluluğu bana geçiyor.

Aslında görmesem de kurguluyorum, ve hatta kurguladığım şeyin tadını alabiliyorum. Bu da aslında o şeyi hissedebildiğim anlamına geliyor. Demek ki o yer var.

Hiç yorum yok: