4 Nisan 2008 Cuma

Geç Olan Ama Güç Olmayan Blog Yazısı

"Yaban mersini çiçeklerinin esanslarına ev sahipliği yapan avluya açılan verandanın altında oturuyordu, gün tepelerin arkasında usulca ağarırken. Sabah serinliğinin ahenkli ürpertisi içerisinde, dışarıda kalmanın da etkisiyle kaskatı kesilen peksimetinden bir yudum aldı. Bahar aylarının müjdelediği dinginlik ve huzuru iliklerinde bile hissedebiliyordu."

Sol tarafta sadece kaç kişinin oylayacağını merak etmem ile ortaya çıkmış olan ankette bile güzel bir sayıya ulaşmışız be! Üstelik 2 aydır falan da yazmıyorum, hatta belediyeye bağlı bir blog olsaydı çoktan mühürlenirdi burası. Vay be, demek aylardır hiçbir şey yazmasam bile gelip de inceleyen sadık blog okuyucularım varmış; baya bi mutlu oldum. Blog yazmayı özlediğimi itiraf etsem bile biraz samimiyetsiz olacakmış gibi düşünüyorum.

Hani vardır ya, çok iyi arkadaşlarınla uzunca bir süre görüşmeyip "arayı bu kadar açmayalım" dersin ve sonra da ara adını verdiğimiz değişkenin boyu hiç kısalmaz, aksine ara git gide açılır; blog'cağızımın bu muameleye maruz kalmaması için "ay aman da, özledim; her gün blog yazıcam artık" diyemiyorum.


"Teras, yaz akşamlarının doyumsuz ve dipsiz sohbetlerinin ahududu şerbetleriyle tatlandığı mekan olma özelliğini bu yaz da koruyordu. Gündüzün yorucu arkadaşlığını geceye çekiştirmek için hep güzel bir yer olmuştu o teras."


Görüşmeyeli çay komplementi seçimimi değiştirdim. Hemen açıklayayım, yıllardan beridir çay ile en çok Ülker Kakaolu İkram'ı tercih etmiş, insanların anlamaz ifadeleriyle çatışmayı zevkle sürdürmüşümdür. Şimdi ise Kakaolu İkram'a olan sadakatimi koruyarak çayın yanına Eti Çay Keyfi Fındıklı'yı takdim ediyorum. Bu genç bisküvimiz ile yaklaşık 2 aydır düzeyli bir birlikteliğimiz var. Baba tarafından akrabası Ülker Hanımeller Fındıklı'ya göre çok daha dinç ve lezzetli bir bisküvidir kendisi, şiddete başvurarak tavsiye ediyorum.

"Evin arka bahçesinde boylu boyunca uzanmış, romatizmaları yüzünden acı çeken, acıdan sıyrılmak için uyku saatini bekleyen ağaçların hüznüne kaptırdı birden kendisini. 'Hayat belki de kocaman bir romatizmadır, kim bilir?' diye sordu kendisine, ama cevabını ne bekliyor ne de arıyordu. "

Blog'a dair gizemli son cümlemiz de şu olsun: "Bekle beni Ortaköy!"

"Tarçınlı kurabiyelerin sahlep eşliğinde sunulduğu evin salonunda, bekleyişini sonlandıracak zil çalmış, beklenen kişi gelmişti . 'Oğlum, açmadın mı hala PES'i; ben gelene kadar aç demedim mi?' sözleri ise gerçek dünya içerisinde önemli bir soruydu... "

2 yorum:

Emir Bey dedi ki...

pes e bağladığınız iyi olmuş ehehe :D

sabloncu dedi ki...

eheh, teşekkür ederim =)