22 Ağustos 2007 Çarşamba

Bir Saç Kolay Uzamıyor Arkadaş!

2006'nın Ocak ayıydı. Her zamanki gibi, saçlarımı kısacık kestirmiş, kilyos yurduma dönmüştüm bir akşam vakti. Oda arkadaşım Barış'ın "olm saçlarını uzatsan iyi olur, bak dalgalı dalgalı yakışır sana" gazıyla silkindim, "harbiden lan" dedim kendime.

ve serüven böyle başladı...



21 Ağustos 2007 Salı

bi de ekşi sözlük'ten copy paste: Zeytinli Rock Fest 2007 (tarih: 6 Ağustos 2007)

not: sözlükten kopyaladığım için bakınızlar kalmış aşağıdaki yazımda. tıklamayınız efenim, bi yere götürmüyo o linkler.

ilk iki gününde gidip de izlediğim festival oldu kendisi.

ilk gün biraz daha iyimser düşüncelere sahip olduğum, soundcheck'lerin normal sürede biteceğini ve konserlerin makul saatlerde başlayacağını düşündüğüm için, bütün gün konser alanında mal mal dolaşarak ses sistemiyle ilgilenen herkesi bir güzel kalaylamıştım içimden. zaten o sinirle daha yüksek sadakat bile çıkmadan geri dönmüştüm.

ikinci gün ise nispeten daha iyiydi benim için. çok da fena olmayan 6 saatin sahneden indirilmesine bir anlam vermek çok zordu. iki grup dinleyip kendini metalci sanan özenti güruh kendisini baya bi gösterdi bu anlamsız protestolarla.

moğollar ile nekropsi çok iyiydiler.

pentagram da iyiydi; ama bana bir nevi hayal kırıklığı yaşattı. 2003 odtü bahar şenliği'nde çıkan pentagram'dan zerre kadar fark yoktu. bir süre ara vermiş ve efsanevi bir şekilde geri dönmüş olan grubun konser repertuarına biraz daha ilgi göstermesini beklerdim. 4 yıl öncesinden hiçbir farklı olayı yoktu; repertuarlarından, en az 5-6 yıl coverlayıp slayer'dan bile daha fazla çaldıklarını düşündüğüm black magici çıkarmalarıın haricinde kendilerinden bir yenilik göremedim. eski şarkılarda metin türkcan'ın, demir demirkan'ın atmış olduğu soloların yerine attığı sololar açıkçası kulaklarımı tırmaladı. murat ilkan'ın sesindeki yorgunluk özellikle son şarkılarda fark ediliyordu.

o gecenin yıldızı bana göre almora'ydı. sahneyi çok güzel doldurdular, şarkıları çok iyi seslendirdiler ve beklenene göre çok daha profesyoneldiler. hakan aysev'i bu tarzda şarkıları söylerken görmek çok ilginçti, ayrı bir renkti. bana göre bu grup gayet de 'olmuş' artık. sahnede çaldıkları ve beni olduğum yere çiviledikleri andan beri 3 gündür aynı şarkıyı mırıldanmama sebep oldular.

organizasyona pek bir şey diyemiyorum, ucuz etin yahnisi yavan olur diyemeyiz; ama amatörlük her yandan sapır sapır dökülüyordu. ambulans desteği yoktu bildiğim kadarıyla, tuvalet sistemi oldukça kötüydü, ses sistemiyle ilgilenenler evlere şenlikti.

yekun olarak vasatın oldukça üstünde denilebilecek bir festival olduğunu düşünüyorum gittiğim iki günde.

ortakantin'den kopy-paste vol 5: Saç Belası (tarih: 12 Temmuz 2007)

saçlar uzadığından beridir kendimi şampuan reklamlarını izlerken buluyorum allah kahretmesin. her geçen gün, avucuma kendini koyveren saç miktarında logaritmik artışlar yaşandığı için saç ile ilgili hiçbir reklamı kaçırmıyorum.

halbuki eskiden, saçlarım izmarit uzunluğuna geldiğinde berbere gittiğim zamanlarda hiç böyle bir derdim yoktu. ister rejoice, ister hacı şakir şampuan olsun fark etmiyordu; ne kullanırsam kullanayım saçlar halı gibiydi. şimdiki gibi saça tarak vurduğumda ''olm bak sağlam yere geldin, tarak gitmiyor; çok kan dökülecek, tamam mı devam mı? ikilemleri yaşamazken mutluydum.

şimdi saç kremi bile kullanıyorum ve utanıyorum; ben eskiden böyle değildim çünkü. eskiden ''ulan bak 'pantene koparak dökülmelere karşı etkili saç bakım sistemi' alsam bana kaça patlar'' gibi şeyler düşünmüyordum.

bir de artık çekilmez hal alan saç kurutma savaşları var ki ona hiç girmeyeyim; çünkü hazırlanıp yola çıkmalıyım.

ortakantin'den kopy-paste vol 4: Cennet (tarih: 13 Temmuz 2007)

yaz aylarından ''bu yazın hit şarkısı'' muhabbetinden dolayı nefret ediyorum. nerde gudubet şarkı varsa yaz aylarında hit oluyor kardeşim. herhalde bu yaz da hit diye bilimum serdar ortaç şarkılarını falan yutturmaya çalışacaklar diye beklerken, bu yaz hit olmuş bir şarkı var ki duyduğum zamanlarda ruhumu şeytana teslim ediyorum: ferhat göçer - cennet

akraba kısmısı olarak geniş sayıldığımız için o düğün senin bu nikah benim gezmek durumundayız. ve istisnasız her düğünde ferhat göçer'in sözkonusu şarkısını çalmadan duramıyorlar. düğünlerin arabeskleştirilen dans şarkıları kategorisine 1 numaradan giriş yapmış bu şarkı.

''cennet'' ile birlikteliğimiz bu kadarla da sınırlı değil. geçenlerde kolpa bir rock bar'a gittim, dikkatinizi çekiyorum rock bar, orada bile canlı müzik olarak bunu çaldılar kaçacak delik aradım.

televizyonu açıyorum her kanalda arabeskçi abilerimiz, fantezi müzik prens ve prensesleri insanlarımız bu şarkıyı cover'lıyorlar televizyonu kırasım geliyor.

bi de düğün mevzusuna tekrar döneyim; kendi abim evlendi 2 hafta önce, o bile dans müziği olarak bu şarkıyı istemişti allah kahretmesin.

neyse, daha fazla yazmaya içim elvermiyor. dream tv'de bile bu şarkıyı çaldılar artık teslim oluyorum.

ortakantin'den kopy-paste vol 3: Mallık (tarih: 18 Temmuz 2007)

son günlerde, hatta son aylar da diyebilirim, bende bir mallık var. artık 1 ay boyunca bursa'da ev hapsinde olduğumdan mıdır, yoksa sene içinde derslerin yoğunluğunda mallaştığımın farkına varamadım mı bilmiyorum; ama bildiğim tek şey bende bir mallık olduğu.

bursa'da anne evinde bilgisayarımla baş başa geçen 1 aydan sonra istanbul'a geldim, arkadaşlarımı falan görürüm diye niyetlendim; ama o ne? arkadaşlarım yine aynı insanlar, bıraktığım yerdeler; ama ben? bende bir tutukluk, konuşamamalar, sanki kendimi kasıyomuşum havaları falan. bende gereksiz bir soğukluk, iki lafı bir araya getiremeyişler vs..

tamam kabul ediyorum yapı olarak biraz malımdır, bi kasıntılık bir soğukluk içindeymişim gibi görünürüm; ama ben bu kadar da mal değildim arkadaş. bazen trt2'de ekonomi programı sunuyormuşum gibi konuşabilirim arkadaşlarımla; ama geçerdi bu zamanla, başka kanallara zaplardım kendimi. bu sefer olmuyor işte bu iş, mallık baki kalmış sanki üzerimizde.

kısmet.

ortakantin'den kopy-paste vol 2: Baş Belası (tarih: 29 Haziran 2007)

saçlar elden avuçtan kaçar uzunluğa ulaştığından beridir aile büyükleri ile aram açılıyor. yahu gelmişsiniz kaç yaşına, eşek kadar çocuklarınız torunlarınız var; hala uzun saçlı bir erkeğe 'ahaha kızım' diye gevrek gevrek seslenme huyundan vazgeçmiyorsunuz. düne kadar 'efendi, sen hiç böyle keçi sakallı kız gördün mü?' diyerek lafı tıkıyordum ağızlarına; tıraş olduktan sonra geçmiş karşıma amcam kafa bulup duruyor.

uzun saçlı erkekleri kız yerine koyup da kafa bulmaya çalışan insanları gördükçe hala ciğerim yanıyor; bu kafayla mı biz ab'ye giricez, ha sorarım size?

ortakantin'den kopy-paste: Düğün (tarih: 1 Temmuz 2007)

Geçen cuma akşamı (29.06.07) abimi evlendirdik. Damadın kardeşi olmak müthiş zor bir şeymiş dün bir güzel öğrendim. Bütün gün boyunca sabah 5’ten akşamüstü 5’e kadar 3-4 defa yolcu almaya, sonra da 4-5 defa düğün salonuna gidip geldim, arabalarda yol bilen yol tarif eden insan olarak.

Hayatım boyunca düğün ortamıyla pek hoşlaşmayan birisi olarak kendi abimin düğününde de pek sevinçli değil idim. Düğün sahibi olmak kötü bir şey, kapıda 1 saat gelenlerle tokalaşıp “hoşgeldiniz” dedim, yer gösterdim, damadın kardeşi olarak millet göbek atarken ben de mecburiyetten kazık gibi dikilip oynarmış gibi yaptım vs.


Düğünden aklımda kalanlar:

-Benim memurum, işçim artık düğünlerde takı takarken kuyruğa girmeyecek! Bu kuyruk çilesine son veriyoruz. Artık otomasyona geçiyoruz, ‘takımatik’ sistemi ile herkes sıra numarası alıp gelin damada takısını takacak.

-Ferhat Göçer’in ‘cennet’ isimli şarkısına kafam girsin çok çok af buyurun. Bu yaz boyunca tüm düğün salonlarında çalacaklarmış bu şarkıyı, 2007 yazının gelin ve damatlarının hit şarkısı bu şarkıymış da haberimiz yokmuş.

-Dans diyince, annem allahtan ‘oğlum, hadi dayının/teyzenin kızıyla dans et’ diye tutturmadı da, damat kardeşi dans kontenjanından kaçabildim.

-O değil de, trakya yöresinde ‘karşılama’ diye bir oyun vardır, insanlar karşılıklı sıraya geçerler gider gider dönerler, o ne anlamsız oyundur yahu.

-Yukardaki takımatik esprisi baya kötü oldu; ama düğünde aklıma geldiğinde baya bi eğlence olmuştu bana.

Neyse, gece eve dönüp de başımı yastığa koyduğumda bütün gece insanlara yol tarif ediyordum hala. ‘abi burdan sağa’, ‘şimdi düz’ , ‘minibüsün çıktığı yerden sola dönücez’ vs; bütün gece sabaha kadar o kavşağı kaçırıcaz, burdan dönücez gibi şeylerle boğuştum.

Damat kardeşi olmak zor işmiş baya..

biraz kopy-paste

sıradaki birkaç blog yazısı, siber alemdeki çiziktirdiklerimin ilk durağı olmuş ortakantin'den copy-paste olacaktır. sıradaki blog buradan şu anda yavru vatanda vatani görevini yapmakta olan kız kardeşime gelsin.

15 Ağustos 2007 Çarşamba

karar

bugün itibariyle aldığım karara göre:

  • bundan sonra siz veya sen demekte tereddüt ettiğim insanlara sen diyeceğim.
  • ismiyle hitap etmekte veya abi demekte ikilem yaşadığım kişileri kendi isimleriyle çağıracağım.

oh bea...

1 Ağustos 2007 Çarşamba

dileyleyley

dönüşte anlatacak çok şeyim olacak sanırım, biraz beklemeniz gerekecek. izlenimlerle şarz oluyorum şu günlerde.

kısmetse, tu bi kıntinyuğud...